KARİKATÜR EĞİTİMCİNİN YAZI TAHTASI ÜZERİNDEKİ

İŞİNİ  KOLAYLAŞTIRIR

 

“Karikatür ve eğitim” konusunu iki yönlü değerlendirebiliriz. Birincisi; tanıma, tanıtma, anlamlandırma, çeşitlendirme, teknikler vb doğrudan karikatürün eğitimi, ikincisi; eğitim ortamında karikatürden yararlanma, karikatürü bir araç olarak kullanma eğitimi.

 

KARİKATÜR EĞİTİMİ

Karikatür eğitimi konusunda yavaş ta olsa Türkiye’de yol alındığı söylenebilir.

Türkiye’de karikatür eğitimi etkinlikleri Karikatürcüler Derneği’nin 1969 yılında kurulmasıyla şekillenmiştir denilebilir. Bu çalışmalar kurslar şeklinde veya atölye çalışmaları şeklinde gerek İstanbul’daki genel merkezde gerekse derneğin Anadolu’daki temsilciliklerinde (İzmir, Antalya gibi) bir usta çizerin yönetmenliği ile yürütülmüştür.

1994 yılında Ankara’da kurulan “Karikatür Vakfı”, karikatür eğitimi konusunda önemli işler başarmıştır. Vakfın kurucu ve yöneticisi Nezih Danyal gruplar halinde bir sınıf ortamında her yaştan öğrenciye kurslar düzenlemiş, yarışmalar yapmış, ortaya çıkan ürünleri sergilemiş, başarılı olanları ödüllendirmiştir.

1980’li yıllardan sonra üniversitelerde öğrenciler karikatür ve mizah kulüpleri kurarak  bu alanda ders dışı çalışmalar yapmaya başlamışlardır. (Boğaziçi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi vb.).

Türkiye’de karikatür eğitimi, üniversite düzeyinde ilk kez 1984 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nde ders programına alınmıştır. Seçmeli sanat dersi olarak hem kuramsal, hem de uygulamalı şekilde yürütülen bu ders, ilerde iletişimci olacak öğrencilerin karikatür ve mizah kültürü konusunda bilgilenmelerini sağlamayı amaçlamıştır. Daha sonra aynı üniversitede Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde Çizgi Film (Animasyon) Bölümünün kurulmasına ve yine bu bölüm içinde de Karikatür Dersi’nin programda yer almasına neden olmuştur.

1993 yılında Bursa’da bulunan Uludağ Üniversitesi’nde de karikatür dersi gündeme gelmiş, Eğitim Fakültesi’ne bağlı Resim Bölümü’nde Grafik Ana Sanat Dalı içerisinde uygulamalı olarak ders programına eklenmiştir. 1995 yılında Boğaziçi Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü “Çizgi Roman” adıyla karikatürün bir yan dalını ders programına almıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda karikatür, uzunca bir zaman pek fazla ciddiye alınmayan, ya da çocuklara göre pek uygun olmadığı düşünülen bir konu olarak değerlendirilmiştir. Bütün bunlara rağmen önceki yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki bazı öğretmenlerin kendi gayret ve özverileriyle öğrencilere karikatür etkinlikleri yaptırdıkları bilinmektedir

İstanbul’da yayınlanan Çarşaf mizah dergisi bünyesinde Raşit Yakalı ve Semih BALCIOĞLU tarafından kurulan “Çarşaf Karikatür Okulu” yüzlerce öğrenciye karikatür eğitimi vermiştir. Bu öğrencilerin bir bölümü bugün çeşitli dergilerde ve gazetelerde karikatürcü olarak çalışmaktadırlar

 

KARİKATÜRÜN EĞİTİMDE KULLANILMASI

Eğitimde, grafik öğelerin kullanılmasının çok önemli olduğu herkesçe kabul edilmektedir. Ancak eğitimcilere görsel grafik öğelerden biri olan karikatürden yararlanmak yeteri kadar sempatik gelmemektedir.

         Yakından bakılacak olursa hiçbir araç karikatür kadar öğretimi ilginç kılmaz. Özellikle gelenekselleşmiş mizah anlayışı olan ülkelerde toplumun mizaha yatkınlığından, onların günlük yaşamına giren karikatürden yararlanmamak büyük eksikliktir.

         Bir kere karikatür görseldir (göze hitap eder), motivasyon verir, tartışma fırsatı yaratır. Gerek tarihsel, gerekse aktüel tüm konular karikatürle karmaşıklık ve soyutluktan arındırılabilme özelliği taşımaktadır. Bu durumlarda karikatürle aydınlatılmayan hemen hemen hiçbir konu yoktur. Özellikle Fransa’da bunu ortaya koyan birçok çalışma yapılmıştır (Grünewald, 1979).

         Hıfzı Topuz, "İletişimde Karikatür ve Toplum" adlı kitabında "karikatür eğitimde; okul dışı eğitimde, yetişkinlerin eğitiminde bir işlev bulabilir" dedikten sonra, bu konuda Küba’da, Hindistan’da, Almanya’da, Fransa’da yapılan uygulamalardan söz etmektedir (Topuz, 1986).

            Mehtap KARACABEY; Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Mizah Dergilerinin Halk Eğitimindeki Yeri ve Önemi” konulu Yüksek Lisans Tezi’nde önemli bulgular elde etmiştir. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Filiz KABAPINAR “Yapılandırmacı Öğrenme Sürecine Katkıları Açısından Fen Derslerinde Kullanılabilecek Bir Öğretim Yöntemi Olarak Kavram Karikatürleri” konulu makale yazmıştır. Karikatürcü ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hasan EFE değişik zamanlarda “Karikatür ve Eğitim” konulu konferanslar vermiş açıkoturumlara katılmıştır.

            Tüm bunlar gösteriyor ki; eğitimde karikatürden yararlanmak kesinlikle gözardı edilemeyecek bir konudur.

 


KARİKATÜRÜN EĞİTİM SİSTEMİNE KATKILARI

2004 yılında ilk kez İlköğretim okullarının Türkçe Dersi programlarında görsel okuma içinde “karikatürde verilen mesajı algılar” ifadesiyle bu sanatın varlığı kabul görmüştür. Gecikmiş te olsa bu gelişme olumlu katkılar yapacaktır.

Abraham A. Moles: “Karikatür, aynı zamanda didaktik bir sistemdir. Elinde bulundurduğu tüm kitle iletişim araçlarının dökümünü yapan teknolojik toplum, doğum kontrolünden tutun, bir buzdolabı tanıtmalığına kadar en basit şeyleri bile öğretmek açısından karikatürün didaktik rolünü keşfetmiştir. Üstelik didaktik karikatür, bir programın ya da bir akıl yürütme sürecinin çeşitli düğüm noktalarına mantıksal düzenler ve sınırlar getirme savındadır. Çoklu imgelerin erdemini, imgeler üstüne kurulu küçük bir öyküyü oluşturan resim dizilerinin değerini, işte burada anlıyoruz. Çizerin kalemi ve saygınlığı bu imgesel dizelerde, okuyucunun gözünü ve kafasını belirli bir sürecin aşamalarını izlemeye götürecektir. Bu anlamda karikatür, gülmeceli çizgi öyküyle birleşebilir ve didaktik bir amaca hizmet edebilir.”… "Karikatür çok şeyler yapabilir. …didaktik ya da teknik bir yapıtta, bir kimya ya da bir eczacılık kitabında sadece bir dizi olgunun sentezini değil, aynı zamanda bir didaktiğin ögelerini sağlayabilir" demektedir.(Topuz’un kitabının önsözünden).

İlköğretim öğrencileri için, en azından çocukla iletişim kurmada mizahsal yaklaşımın çekiciliğinden söz edilebilir. Karikatürle iletişim kurmak karmaşık olmayan kolay bir iletişimdir. Dikkat çekicidir, şaşırtıcıdır, akılda kalan bir yanı olacaktır. Karikatürün sıcaklığı, sevimliliği, gülmenin ve gülümsemenin verdiği rahatlık ve gevşemeden yararlanarak istenilen mesajı öğrencinin belleğine yerleştirmek zor olmasa gerek.

 


KARİKATÜRÜN EĞİTİMDE KULLANIM BİÇİMLERİ

Türkiye’de ve dünyada öğrenme kuramları üzerine pek çok çalışma yapılmıştır ve çalışmalar daha da sürdürülecektir. Özellikle yeni teknolojilerin paralelinde yeni araç-gereçlerin ortaya çıkması, öğretim kuramlarının geliştirilmesi çabası bu konuyu sürekli gündemde tutmaktadır. Öğretimin araçlarla desteklenmesi günümüzde üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Araçlarla desteklenen öğretimin anlatıma dayanan öğretime göre daha etkin olduğunu gösteren pek çok araştırma vardır (Varış, 1978). Yazı tahtasının bile kullanımı araç özelliği bakımından üzerine yapılacak çizimlerin niteliğine göre etkin olabilmektedir. Bir eğitimci yazı tahtasını çok iyi şekilde kullanabilirken, bir başkası bundan hiç yararlanamamaktadır. O nedenle bu basit araçtan bile yararlanabilmek için eğitimcinin özellikle kendisi eğitilmelidir.

         Karikatür gibi bir görsel yardımcı, eğitimcinin yazı tahtası üzerindeki işini fazlasıyla kolaylaştıracaktır

         Bir derste belli bir konu işlenirken giriş bilgileri olarak sunulan genel açıklamalarda veya konuya başlangıç noktası olarak yapılan girişlerde karikatür bir provakasyon olarak kullanılabilir. Bu, derste bir gülme olayı yaratacaktır ancak bu gülme ciddiyetsizliğin verdiği ortamın yaratılması anlamında değil aksine öğrenmeye doğru kişiyi çekme olayıdır. Tüm eğitimciler bilir ki bir dersin iyi öğrenilmesi ders atmosferi ile doğrudan ilgilidir. Karikatürle derste gülümsemeli bir atmosfer yaratılarak, kuru kuruya anlatılan dersten daha başarılı olması sağlanacaktır.

         Özellikle yabancı dil, sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, fen  gibi derslerde, karikatür iyi bir araç olarak değerlendirebilme potansiyelini taşımaktadır. Ancak eğitimciler bunu bugüne kadar pek kullanmamışlardır. Bunun en önemli nedenlerinden birisi öğretmenin derse materyal bulamaması ya da kendisinin çizim konusunda eğitim görmemesidir. Eğitimciler bu konuda ön çalışma yapmak, hazırlıklı bulunmakta zorluk çekmektedirler. İkinci nedeni de karikatüre karşı takınılmış olan geleneksel bir güvensizlikte aramak gerekir. Kamuoyu karikatür çizen kişileri sanki konu ile hep alay eden, normal olayları gereksiz yere abartan kişiler olarak düşünmektedir. Çok ilgili kişilerin dışında gerçek anlamda karikatürü yorumlayan kişiler pek fazla olmayacaktır. O nedenlerden dolayıdır ki bugün ülkemizde yayınlanan bir çok karikatürün espri düzeyi oldukça düşük tutulmaktadır.  Okullarda resim derslerinde bile karikatür çok az anlatılmaktadır. Değerlendirme kriterleri hemen hemen hiç yoktur. Karikatür çizilir, gülünür, anlaşılmıyorsa üstünde durulmadan geçilir gidilir. Çok özel durumlarda okuyucular bu karikatürlere karşı tepki gösterirler. Bazen de dozu fazla olan karikatürler hedef aldığı kişiler tarafından mahkemeye verilirler. Mahkeme sözcüğü insanları tedirgin eden bir kavramdır. Bu nedenle eğitimciler öğrencileri karikatürle karşı karşıya getirmek istemezler. Karikatürü, öğrenciyi yarardan çok zarar verecek bir yük gibi görürler.

         Bir de karikatürün politik kullanımı var. Günümüze kadar karikatür politika ile o kadar iç içe olmuştur ki, bu da eğitimcinin tercihini etkilemektedir. Onu çekingen davranmaya zorlamaktadır.

         Bir eğitimci karikatürü derste kullanacaksa bu sanatın alaylı tekniğini, anlatmak istediğini, kalitesini bilmek zorundadır. Eğitimde karikatürün sağlıklı biçimde kullanılabilmesi için önce eğitimci bu konunun önem ve anlamını bilmeli, sonra da öğrencisinin yeterli ve hazır olduğunu hissetmelidir

         Karikatürlü dersler için bir  planlama ve yöntem genel olarak formüle edilemez. Her dersin hatta her ders konusunun kendine göre kuralları vardır. Bu duruma uygun çözümler düşünülmelidir. Bu sadece karikatür için gerekli olmayıp, tüm araçların kullanımında da böyledir. Tebeşirden öğretim makinesine kadar hangi araç kullanılırsa kullanılsın, önemli olan husus bunların öğretim amacıyla nasıl kullanıldıklarıdır (Varış, 1978). Aslında eğitimciler de bunun ayrımını bilmelidirler, çoğu da bilmektedirler.

 

KAYNAKÇA:

Grünewald, Dietrich. Karikatur im Unterricht. Almanya, 1979.

Topuz, Hıfzı. İletişimde Karikatür ve Toplum. Eskişehir, 1986.

Varış, Fatma. Eğitim Bilimine Giriş. Ankara Ün. Basımevi, 1978.


Bu yazı; Hürriyet Gösteri Dergisinde yayımlandı. (Kasım 2005 Sayı: 275 İstanbul)

 

Prof. Atila ÖZER