KARİKATÜR ve EĞİTİM

Eğitim-Öğretim sisteminde bir konu işlenirken çeşitli yöntemler izlenmektedir. 1) Anlatım yöntemi, 2) Soru-cevap yöntemi, 3)Tartışma yöntemi, 4) Problem çözme yöntemi, 5) Gezi-gözlem yöntemi, 6) Laboratuvar yöntemi, 7) Örnek olay inceleme yöntemi, 8) Drama yöntemi, 9) Ev ödevi yöntemi gibi.

Bu yöntemler tek başına ya da birkaçı birleştirilerek kullanılabilmektedir. Dünyada ve Türkiye’de en yaygın ve en çok kullanılan ve en eski yöntem; ANLATIM yöntemidir. Özellikle sosyal bilimler alanında ya da sözlü anlatım gerektiren tüm etkinliklerde bu yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntem en ucuz  olduğu ve her yaştaki dinleyiciye hitap ettiği için (çok eleştirilse de) vazgeçilemeyen bir yöntemdir.

Bu yöntemi çekici hale getirmek, bazı araç-gereçler kullanmak veya diğer yöntemlerle birleştirerek zenginleştirmek elbette eğitimcinin kapasitesiyle doğrudan ilgilidir.

Karikatürü ders aracı olarak (görsel bir malzeme olarak), bizim eğitimcilerin çok kullandığı söylenemez. Bunun önemli gerekçelerinden biri; eğitimcilerin karikatür konusundaki bilgi eksikliğidir. Ayrıca ortalıkta dolaşan kötü karikatür örnekleri, politik karikatürler ve zaman zaman ortaya çıkan karikatür krizleri bu işi oldukça zorlaştırmaktadır.

Karikatür; çizgi ile mizah yapma sanatı olarak tanımlanır. Gazetelerde, dergilerde, TV’de, sergilerde, reklam afişlerinde, tişört ya da bir paket ambalajı v.b. şeylerde görülen, bazen gülünüp geçilen, bazen üzerinde tartışılan, düşünülen,  izleyene yönelik bir iletişim aracıdır. Karikatür, haber verir, karikatür, eleştirir, karikatür, eğlendirir, karikatür, eğitir.

 

            Karikatür çeşitli şekillerde uygulanmaktadır.

a) Vinyet (bir yazının yanında o yazıyı destekleyici desen) olarak,

b) Tek bir kareden oluşan karikatür olarak,

c) Bant karikatür (birden çok kareden oluşan karikatür) olarak,

d) Çizgiöykü- çizgiroman olarak uygulanabilmektedir. Ayrıca kişilerin görüntüsünden yola çıkılarak portre

karikatürler de çizilmektedir.

Son yıllarda eğitim alanında (concept) KAVRAM KARİKATÜRLERİ adıyla yeni bir uygulama da yaygınlaşmaktadır.

 

Kavram karikatürleri ilk olarak 1990 yılında A.B.D.’de tasarlanmış ve uygulama alanına sokulmuştur. Bu yöntemde üç ya da daha fazla çizgi karakterin tartışması söz konusudur. Bu tartışmada her çizgi karakter aynı konuda farklı bir düşünceyi savunmaktadır. Tartışmada sunulan fikirlerden biri, bilimsel doğru kabul edilen düşünce biçimini, diğerleri ise bilimsel olarak doğru olmayan, ancak öğrencilerin kendilerine has biçimde oluşturdukları düşünceleri temsil etmektedir.(Kabapınar,2005).

Kavram karikatürleriyle, öğrencilerin öğretim öncesi yanlış düşüncelerinin açığa çıkması kolaylaşmaktadır. Ayrıca kavram karikatürleriyle yanlış fikri savunan öğrencilerin “yanlış yapma” olasılığına ilişkin endişeler de ortadan kalkmaktadır. Öğrenci sınıfta savunduğu düşüncesinin yanlış olduğunu fark edince rahatsız olacaktır. Arkadaşları arasında mahçup duruma düşecektir. Buna karşın kavram karikatürlerindeki yanlış düşünce, öğrencinin kendi düşüncesi değil, karikatürdeki çizgi karakterin düşüncesi gibi görüleceği için, mahçubiyet ortadan kalkacaktır. Çünkü bu durumda öğrenci yanlış düşünceyi ifade eden değil, yanlışa katılan konumdadır.

 

KARİKATÜRÜN EĞİTİMDE KULLANILMASI

Bana göre karikatür; istenirse eğitim- öğretimi ilginç hale getirebilir. Bir kere karikatür görseldir (göze hitap eder), sevimlidir, ilgi çekicidir, üzerinde tartışma fırsatı yaratılabilecek bir malzemedir.

Hıfzı Topuz, "İletişimde Karikatür ve Toplum" adlı kitabında "karikatür, eğitimde; okul dışı eğitimde, yetişkinlerin eğitiminde bir işlev bulabilir" dedikten sonra, bu konuda Küba’da, Hindistan’da, Almanya’da, Fransa’da yapılan uygulamalardan söz etmektedir. Tarımda, hayvancılıkta, siyasal eğitimde, teknik öğretimde karikatürlü anlatımın uygulandığını belirten Topuz, bu konularda yapılan araştırmalardan da söz etmektedir: "Karikatürlere bakarak tarihi izlemek üzere çeşitli incelemeler yapılmıştır Jean Duche’ nın “Karikatürcülerin Ardınca Fransa’nın İki yüz Yıllık Tarihi”, Jaques Letheve’in “III. Cumhuriyet Döneminde Karikatür ve Basın” ve Grand Cartenet’nın çeşitli incelemeleri bunun iyi örnekleridir" (Topuz, 1986).

Mehtap KARACABEY; Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Mizah Dergilerinin Halk Eğitimindeki Yeri ve Önemi” konulu Yüksek Lisans Tezi hazırlamıştır. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Filiz KABAPINAR “Yapılandırmacı Öğrenme Sürecine Katkıları Açısından Fen Derslerinde Kullanılabilecek Bir Öğretim Yöntemi Olarak Kavram Karikatürleri” konulu araştırma  makalesi yazmıştır. Karikatürcü, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hasan EFE değişik zamanlarda “Karikatür ve Eğitim” konulu konferanslar vermiş açıkoturumlara katılmış bir de kitap yayınlamıştır.

Tüm bu çalışma ve çabalar; karikatürün eğitimde kullanılabileceğini ve bunun için  geç kalındığını vurgulamaktadır.

2004 yılında ilk kez (Milli Eğitim)  İlköğretim okullarının TÜRKÇE DERSİ programlarında görsel okuma içinde “karikatürde verilen mesajı algılar” ifadesiyle bu sanatın varlığı kabul görmüştür. Gecikmiş de olsa bu gelişme olumludur.

Abraham A. Moles: “Karikatür, aynı zamanda didaktik bir sistemdir. Elinde bulundurduğu tüm kitle iletişim araçlarının dökümünü yapan teknolojik toplum, doğum kontrolünden tutun, bir buzdolabı tanıtmalığına kadar en basit şeyleri bile öğretmek açısından karikatürün didaktik rolünü keşfetmiştir.”… "Karikatür çok şeyler yapabilir. …didaktik ya da teknik bir yapıtta, bir kimya ya da bir eczacılık kitabında sadece bir dizi olgunun sentezini değil, aynı zamanda bir didaktiğin ögelerini sağlayabilir" demektedir.(Topuz’un kitabının önsözünde).

Grünewald ; Almanya’da yayınladığı DERS İÇİNDE KARİKATÜR kitabında “Karikatür kültürü almış kişilere karikatürden yararlanarak ders verildiğinde o kişiler gerçeği ve özellikle o konudaki problemleri daha iyi anlama yoluna gideceklerdir. Karikatürü gerçeklikle bir arada değerlendirmek gerekliliği bilinçli olmayı, demokratik değerleri bilmeyi gündeme getirecektir. Hoşgörüyü gündeme getirecektir. Bu demektir ki karikatür yoluyla ders gören bir öğrenci, yöntem iyi olduğu takdirde öğrenme ve uygulama aşamasında demokratikleşme yolunda da olacaktır” demiştir (Grünewald, 1979).

Bu Avrupalı düşünürlerin  yaptığı genel değerlendirmeler ilköğretim öğrencileri için yapılırsa, en azından çocukla iletişim kurmada mizahsal yaklaşımın çekiciliğinden söz edilebilir. Karikatürle iletişim kurmak karmaşık olmayan kolay bir iletişimdir. Dikkat çekicidir, şaşırtıcıdır, akılda kalan bir yanı olacaktır. Karikatürün sıcaklığı, sevimliliği, gülmenin ve gülümsemenin verdiği rahatlık ve gevşemeden yararlanarak istenilen mesajı öğrencinin belleğine yerleştirmek zor olmasa gerek.

Türkiye’de ve dünyada öğrenme kuramları üzerine pek çok çalışma yapılmıştır ve çalışmalar sonsuza kadar sürdürülecektir. Özellikle yeni teknolojilerin paralelinde yeni araç-gereçlerin ortaya çıkması, öğretim kuramlarının geliştirilmesi çabası bu konuyu sürekli gündemde tutmaktadır. Öğretimin araçlarla desteklenmesi konusu başlangıçtan beri üzerinde en çok durulan konudur. Araçlarla desteklenen öğretimin, anlatıma dayanan öğretime göre daha etkin olduğunu gösteren pek çok araştırma vardır (Varış, 1978). Yazı tahtasının bile kullanımı araç özelliği bakımından üzerine yapılacak çizimlerin, yazıların niteliğine göre etkin olabilmektedir. Bir eğitimci yazı tahtasını çok iyi şekilde kullanabilirken, bir başkası bundan hiç yararlanamamaktadır. O nedenle bu basit araçtan bile yararlanabilmek için eğitimcinin özellikle kendisi eğitilmelidir.

 Karikatür gibi bir görsel yardımcı, eğitimcinin yazı tahtası üzerindeki işini fazlasıyla kolaylaştıracaktır. Ama görünen odur ki bu konuya gereken önem verilmemekte bu kolaylıktan pek fazla yararlanan olmamaktadır.

 Bir derste belli bir konu işlenirken giriş bilgileri olarak sunulan genel açıklamalarda veya konuya başlangıç noktası olarak yapılan girişlerde karikatür bir provakasyon olarak kullanılabilir. Bu, derste bir gülme olayı yaratacaktır ancak bu gülme ciddiyetsizliğin verdiği ortamın yaratılması anlamında değil aksine öğrenmeye doğru kişiyi çekme olayıdır. Tüm eğitimciler bilir ki bir dersin iyi öğrenilmesi ders atmosferi ile doğrudan ilgilidir. Karikatürle derste gülümsemeli bir atmosfer yaratılarak, kuru kuruya anlatılan dersten daha başarılı olması sağlanacaktır.

 Özellikle yabancı dil, sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, fen  gibi derslerde, karikatür iyi bir araç olarak değerlendirebilme potansiyelini taşımaktadır. Tahmin edileceği gibi eğitimciler bunu bugüne kadar pek kullanmamışlardır. Bunun en önemli nedenlerinden birisi öğretmenin derse materyal bulamaması ya da kendisinin çizim konusunda eğitim görmemesidir. Eğitimciler bu konuda ön çalışma yapmak, hazırlıklı bulunmakta zorluk çekmektedir. İkinci nedeni de karikatüre karşı takınılmış olan geleneksel bir güvensizlikte aramak gerekir. Kamuoyu karikatür çizen kişileri sanki konu ile hep alay eden, normal olayları gereksiz yere abartan kişiler olarak düşünmektedir.  Okullarda resim derslerinde bile karikatür öğrenciye çok az anlatılmaktadır. Değerlendirme kriterleri hemen hemen hiç yoktur. Karikatür çizilir, gülünür, anlaşılmıyorsa üstünde durulmadan geçilir gidilir. Çok özel durumlarda okuyucular bu karikatürlere karşı tepki gösterirler. Bazen de dozu fazla olan karikatürler hedef aldığı kişiler tarafından mahkemeye verilir. Mahkeme sözcüğü insanları tedirgin eden bir kavramdır. Bu nedenle eğitimciler ve anne-babalar öğrencileri karikatürle karşı karşıya getirmek istemezler. Karikatürü, öğrenciyi yarardan çok zarar verecek bir yük gibi görürler.

Bir de karikatürün politik kullanımı var. Günümüze kadar karikatür politika ile o kadar iç içe olmuştur ki, bu da eğitimcinin tercihini etkilemektedir. Onu çekingen davranmaya zorlamaktadır. Danimarka’da yaratılan “Peygamber Karikatürü” krizi tüm dünyada tartışılmış, Başbakanı kedi olarak çizen karikatürcünün mahkemeye verilmesi yine tartışma konusu olmuştur.

Bir eğitimci karikatürü derste kullanacaksa bu sanatın alaylı tekniğini, anlatmak istediğini, kalitesini bilmek zorundadır. Eğitimde karikatürün sağlıklı biçimde kullanılabilmesi için önce eğitimci bu konunun önem ve anlamını bilmeli, sonra da öğrencisinin yeterli ve hazır olduğunu hissetmelidir. Ne yazık ki günümüzde eğitimcilerin çok azı bu noktadan yola çıkabilmektedir. Karikatürle çalışma, karikatürün kendisini de çalışmayı gerektirir. Olaya böyle bakıldığında her öğretmen karikatürün anlamını derinleştirmek ve öğrencilerine yararlı olacak yardımı yapmak zorundadır. Bu da öğretmenin kendi yeterliğine sahip olmasıyla olanaklıdır.

Karikatürlü dersler için bir genel planlama ve yöntem genel olarak formüle edilemez. Her dersin hatta her ders konusunun kendine göre kuralları vardır. Bu duruma uygun çözümler düşünülmelidir. Bu sadece karikatür için gerekli olmayıp, tüm araçların kullanımında da böyledir. Tebeşirden bilgisayara kadar hangi araç kullanılırsa kullanılsın, önemli olan husus bunların öğretim amacıyla nasıl kullanıldıklarıdır. Aslında eğitimciler de bunun ayrımını bilmelidirler, bilmektedirler.

 

KAYNAKÇA:

Grünewald, Dietrich. Karikatur im Unterricht. Almanya, 1979.

Kabapınar, Filiz.”Yapılandırmacı Öğrenme Sürecine Katkıları Açısıdan Fen Derslerinde Kullanılabilecek Bir Öğretim Yöntemi Olarak Kavram Karikatürleri”EDAM Eğ. Dan. Ve Araş. Merkezi Yayını, Mayıs 2005 İstanbul.

Topuz, Hıfzı. İletişimde Karikatür ve Toplum. Eskişehir, 1986.

Varış, Fatma. Eğitim Bilimine Giriş. Ankara Ün. Basımevi, 1978.

 


Prof. Atila ÖZER