Yokluğunun 10. yılında

ALİ ULVİ ERSOY

            1950 Kuşağı’nın önde gelen karikatürcüleri yavaş yavaş aramızdan kopup gidiyorlar. Şadi Dinççağ (1983), Mim Uykusuz (1983), Altan Erbulak (1988), Nehar Tüblek (1995), Ali Ulvi (1998), Ferruh Doğan (2000), Oğuz Aral (2004),  Semih Balcıoğlu (2006)… Kalanlar; iki, bilemedin üç kişi. Uzun ömürler dileyelim kalanlara.

            Semih Balcıoğlu’nun birinci ölüm yıldönümünde de böyle başlamıştım yazıya. Zaman geçiyor… Zaman her şeyi unutturuyor. Karikatüre “Altın Çağ”ını yaşatan “1950 Kuşağı” da unutuluyor.

Nehar Tüblek için Eşi İhsan Hanım çırpınıp duruyor; yılda bir kez olsun anılsın diye. Başarıyor da; 13 yıldan beri Beşiktaş Belediyesi ve Karikatürcüler Derneği  ortaklaşa bir ulusal yarışmada anıyorlar O’nu..

 Oğuz Aral için yetiştirdiği öğrenciler Cihangir Parkı’na ustanın heykelini dikiyorlar, gelen geçen hatırlasın diye. Ferruh Doğan için, Semih Balcıoğlu ve diğerleri için yapılan pek bir şey yok. Mezarları başında üç-beş kişi ya da bir salonda sergi ile anılıyor.

Oysa Almanya’da çok da ünlü olmayan bir yazarın (henüz yaşarken) bir doğum günü programına tanık oldum. Üç gün süreyle akademik bir sempozyum, anılar, tartışma grubu çalışmaları, kitap sergisi ve kitaplarındaki desenlerin sergisi, okuyucuların mektupları ve hediyeleri sergisi, imza günü... Tümü bir düzen içinde yapıldı. Ülkenin dört bir yanından gelen konuklar toplantının yapıldığı binada yemek yedi, aynı binada yattı, boş saatlerde insanlar birbirleriyle tanıştı, sohbetler etti. 100e yakın katılımcı düşük tutulan yemek ve yatma masraflarını kendileri ödedi. Bizde olmuyor, olamıyor nedense.

Ocak ayı ile birlikte Ali Ulvi’yi anımsıyorum. Zaman geçmiş… 10 yıl olmuş Ali Ulvi’nin gidişi. 30 Ocak 1998 de aramızdan ayrılan Ali Ulvi’nin Cumhuriyet gazetesindeki yeri hala doldurulamadı. Galiba birinci sayfadaki o yer hep boş kalacak.

O, Cumhuriyet gazetesinde 1950 yılından ölümüne dek günlük karikatürler çizen gazetenin ayrılmaz bir parçası oldu. Dünyanın hiçbir gazetesinde böyle bir örnek var mıdır bilemiyorum. Cumhuriyet’teki çalışmasına sadece 1957-59 arası kısa bir süre Amerika’ya gittiğinde ara verdi. Gözlemlerini, deneyimlerini okyanus ötesinde sınamak için, yeni şeyler öğrenmek için gitmişti Amerika’ya. Arkadaş, Kahkaha, Mizah, Karikatür, 41Buçuk, Tef, Dolmuş, Taş gibi mizah dergilerini saymazsak  O, hep Cumhuriyet’te çalıştı. “Cumhuriyet dışında benim mizah anlayışıma uyacak gazete göremiyorum” diyordu 

            Ali Ulvi Ersoy; her konu ile ciddi olarak ilgilenen, merak ettiği her konuyu araştıran ve sürekli kitap okuyan bir kişiydi. Moleküler biyoloji, atom fiziği, felsefe, ekonomi, tarih, din, sosyoloji, sanat... Tüm bu alanları kapsayan kitapları okur ve ilgilenen birini bulunca ayrıntılarıyla tartışırdı. O, “karikatür sanatçısının bu konuları çok iyi bilmesi gerekir” derdi. O karikatürü sanat olarak görür “Nasıl resim sanatı renklerin, heykel hacimlerin, müzik seslerin, sinema planların kurgusu ise karikatürü sanat yapan öge de mizahın çizgideki kurgusudur” derdi.

            Günümüzde karikatürü ikiye ayırarak değerlendirmek doğru olsa gerek.. İlki; yazısı bol, abartılı, eğlenceye yönelik, kalıcılığı olmayan mizah dergilerinde örnekleri çok olan tür, ikincisi; yazısız, fazla abartmayan, güldürmekten çok düşündürmeye yönelik çizilen, uzun ömürlü “sanat karikatürü” diyebileceğimiz tür. Buna kimileri “humoristik desen”, kimileri de “grafik mizah” adını vermektedir. Ali Ulvi Ersoy daha çok ikinci türden karikatür çizen bir sanatçıydı. Üstelik her gün çizen gazete karikatürcüsü olmanın verdiği dezavantajdan bile fazla etkilenmiyordu. Onun Cumhuriyet gazetesinde çizdiklerinin bir bölümünü bile izleyenler, ne denli derin düşüncelere sahip bir kişilik olduğunun ayırdına varacaktır.

            Hıfzı Topuz “Ali Ulvi, Türk basınında başlı başına bir ekoldür. Ne siyasal eğilim bakımından, ne de biçem bakımından kimsenin izinden gitmemiş, kendi türünü kendi yaratmıştır” diyor 

            Bir süre önce Tan Oral, bir paketle Eskişehir’e gelir. Pakette Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi’nde sergilenmek üzere Ali Ulvi’nin eşi Alev Hanımın gönderdiği karikatürler vardır. Cumhuriyet’te yayınlanan orijinal karikatürler… Rektör Prof. Dr. Fevzi SÜRMELİ bu karikatürler için teşekkür ettikten sonra “yokluğunun 10. yılında bunları sergileyelim, ustayı da analım”  der.

Ali Ulvi karikatürleri 30 Ocak 2008 tarihinde Saat; 17.30da Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi’nde sanatseverlerin görüşüne sunuldu. Bu karikatürlerle birlikte ustanın çeşitli dönemlerde çekilmiş fotoğrafları da  sergilendi. Meslekdaşlarının Ali Ulvi portreleri de sergilendi..

Işıklar içinde yat Ali Ulvi Ersoy…

 

 

ALİ ULVİ ERSOY

1924 yılında İstanbul, Üsküdar’da doğdu. Balıkesir Öğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünde eğitim gördü.

İlk karikatürü 1940 yılında, Mehmet Faruk Gürtunca’nın çıkardığı “Çocuk Sesi” dergisinde yayınlandı. 1940 - 1941 yıllarında Cemal Nadir’in öğrencisi olarak “Arkadaş” dergisinde çalıştı. 1947 - 1949 yılları arasında “Kahkaha”, “Mizah”, “Karikatür” dergilerinde çizerlik yaptı.

1950 yılında Cumhuriyet gazetesinde günlük karikatürler çizmeye başladı.

1957-1959 yılları arasında Amerika’da “Twenty Century Fox” film şirketinde, “Schlaifer”, “Field Stone” stüdyolarında film afişleri ressamlığı yaptı. New Yorker, Saturday Evening Post, Look, Esquire, Punch ve Times Book Section’da karikatürleri yayınlandı.

1959 yılında Cumhuriyet gazetesine döndü. 1960 sonrası gazeteciliğin yanı sıra canlandırma, reel film çalışmaları ve “Piri Reisin Amerika Haritası” filmini yaptı. İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Kliniği için belgesel ve yarı belgesel filmler hazırladı. Yalçın Çetin ve Tonguç Yaşar’la “Evliya Çelebi” adlı iki çizgi film gerçekleştirdi.

Yurtiçi ve yurtdışında katıldığı yarışmalardan çeşitli karikatür ödülleri kazanan Ali Ulvi Ersoy  30 Ocak 1998 tarihinde İstanbul’da öldü.

 

Prof. Atila ÖZER